Sayfalar

20 Nisan 2010 Salı

Halil’ür Rahman Camii




Şanlıurfa il merkezi Gölbaşı Mahallesi’nde bulunan Halil’ür Rahman Camisi minaresinin batı ve kuzey yönündeki kitabelerden öğrenildiğine göre; Selahattin Eyyubi’nin yeğeni El Melik’ül Eşref Muzafferüddin Musa tarafından h608 (1211-1212) yılında yaptırılmıştır Bazı kaynaklarda da bu caminin Abbasi halifelerinden Me’mun tarafından yaptırıldığı ileri sürülmüş ancak, bunu belirten bir belgeye rastlanmamıştır Bazı iddialara göre de bu caminin bulunduğu yerde eski bir kilise vardı Bu kilise, 504 yılında Urbisyus’un maddi yardımları ile Monofistler asına Meryem Ana Kilisesi olarak yapılmıştır

Balıklı gölün kuzey kıyısındaki Halil’ür Rahman Camisi’dir Halk arasında bu camiye Döşeme Camisi veya Hzİbrahim’in makamından ötürü Makam Camisi ismi de verilmiştir Şanlıurfa’daki en erken tarihli cami olarak nitelenen bu cami, yapıldığı dönemden sonra Eyyubi mimarisini yansıtan özelliklerini büyük ölçüde yitirmiş ve son olarak 1810 yılında yapılan büyük bir onarım sonucunda da bugünkü durumunu almıştır Caminin doğu cephesindeki kitabede; “Peygamberlerin atası Halil’ür Rahman’ın makamı olan bu cami 1225 (1810) tarihinde yaptırılmıştır” yazılıdır Caminin batı kısmına bitişik Makam bölümünün batı kapısı üzerindeki ayet yazılı kitabede de h 1228 (1871) tarihi bulunmaktadır Bu da caminin iki ayrı dönemde onarıldığını göstermektedir

Cami kesme taştan, dıştan kareye yakın dikdörtgen planlı, ibadet mekânının ortasındaki dört payenin taşıdığı pandantifli bir kubbe ile üzeri örtülüdür Bunun etrafında sekiz çapraz tonozlu, mihrap duvarına paralel üç sahınlı bir plan ile karşılaşılmaktadır Caminin kuzey duvarının yanında Halil’ür Rahman Gölü’nün oluşundan ötürü son cemaat yeri yapılmamıştır İçerisi tonoz kemerlerin altındaki üçerli pencere grupları ile aydınlatılmıştır Mihrap yarım daire şeklinde olup, sütunçelere dayanan kademeli ve üst üste iki sivri kemerlidir Buradaki kesme taştan minber ise oldukça sade bir görünümdedir Üzeri basit ve piramidal bir külah ile örtülmüştür Caminin içerisi kireç ile sıvanmış olduğundan herhangi bir bezeme ile karşılaşılmamaktadır

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1991 yılında yaptığı onarımda, caminin ana duvarları üzerine korkuluk şebekeleri eklenmiş ve burası kubbelerle çevrili bir teras konumunda getirilmiştir

Caminin güneydoğu köşesinde bulunan ve içerisine ibadet mekânından girilen kare planlı minarenin Bizans dönemindeki kilisenin çan kulesi olduğu da iddia edilmiştir Ancak, bugünkü konumu ile bunu kanıtlamak çok zordur Minarenin gövdesi yatay silmelerle, akantus yaprakları ile bezenmiştir Batı cephesine de nesih yazılı altı satırlık bir kitabe yerleştirilmiştir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder