Sayfalar

7 Eylül 2011 Çarşamba

Fatih Medreseleri, Fatih, İstanbul

Fatih Medreseleri’nden Gazanfer Ağa Medresesi
Fatih medreseleri; Sahn-ı Seman ve Tetimme olmak üzere ikiye ayrılır. Fatih camiinin iki tarafında dörderden sekiz adet olmak üzere inşa edilen medreselere Sahn-ı Seman adı verilmiş ve bu medreseler; Yüksek Medrese (Üniversite) olarak adlandırılmıştır. Bu büyük medreselerin arka tarafında bu medreselere paralel bir vaziyette dizilmiş, tıpkı Sahn-ı Seman medreseleri gibi dörderden sekiz adet olmak üzere yapılan medreselere Tetimme adı verilmiştir. Bu medreseler; Sahn-ı Seman medreselerine öğrenci hazırlayan orta seviyede hazırlık medreseleri idiler. Fatih medreselerine; Fatih Camiinin doğusunda Karadeniz tarafında bulunanlara Karadeniz Medreseleri, Fatih camiinin batısında Marmara tarafında bulunanlara ise Akdeniz Medreseleri denmiştir. Kıble yönünden başlamak üzere birinci medreselere Başkurşunlu, yanındakilere Çifte Başkurşunlu, bunun bitişiğinde olanlara Çifte Ayakkurşunlu, sondakilere ise Ayakkurşunlu adı verilmiştir. Fatih külliyesinde yer alan medreseler, 1766 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş ise de camii ile beraber tekrar onarılmıştır. Bugüne kadar ayakta kalabilmiş sekiz büyük medrese, 1955’ten itibaren zaman zaman Vakıflar idaresi tarafından büyük ölçüde onarılarak öğrenci yurdu olarak kullanılmaktadır.
Fatih camii ve külliyyesinin bir kütübhanesi vardı. Ama bu kütübhane müstakil bir binaya sahip değildi. 18. y.y.’ın ortalarında 1742’de I. Mahmud tarafından camiinin kıble duvarına bitişik, müstakil bir kütübhane yapılmıştır. Bu bina, son yıllarda oluşan çatlaklar sebebiyle içersindeki kitaplar boşaltılarak, Süleymaniye kütübhanesine taşınmış ve bina yıkılma tehlikesine karşı etrafı çelik halatlarla sarılarak, koruma altına alınmıştır. Fatih külliyesinin önemli bir parçası olan tabhane, Akdeniz tarafında Baş Kurşunlu Medrese’nin ilerisinde inşa edilmştir. Esasen misafirhane olarak inşa edilen bu bina, tabhane fonksiyonu kalktıktan sonra medrese olarak kullanılmıştır. Ayrıca bina içersinde gerek burada kalanlara, gerek külliye içersindeki görevlilere ve gerekse medresede barınan öğrencilere yemek çıkaran bir Aşhane(İmaret) bulunuyordu. Bu Aşhaneden gedikli 1095 kişi yemek yemekte olup, misafir ve fukaraya verilen yemek adedi malum değildir. Tabhane bugün 14 odasıyla ayakta ve Fatih Camii Erkek Kur’an Kursu olarak faaliyet göstermektedir. Fatih külliyesinde, misafir ve yolcu hayvanlarının barındığı Kervansaray (Ahır), Tabhane ile Aşhane(İmaret)’in altında bulunmaktadır. Kervansaray (Ahır)’ın bir bölümü bugün, ilkokul olarak kullanılmaktadır. Diğer bir bölümü üzerine ise 1990’larda modern bir işhanı yapılmıştır. Tabhanenin simetriğinde, Karadeniz tarafındaki medreselerin hizasında bulunan Daruşşifa, İstanbul’un Türk dönemine ait ilk hastanesidir. Burası, ortada açık avlusu, etrafında hücreleri olan medreseyi andıran bir yapı idi. Güney tarafında kubbeli bir mescidi vardı. 1908’de Çırçır, arkasından 1918 Fatih yangınında çevresindeki ahşap evlerin tamamen yanmasıyla Daruşşifada yanarak harap olmuştu. Geçen zaman içersinde bir daha onarılamayan Daruşşifa’dan bugün hiçbir iz kalmamış ve mekanı tamamen meskün mahal olmuştur. Başlangıçta tamamen namaz vakitlerinin tayini için kurulan bu birim, zamanla saatleri ayarlama işiyle de meşgul olmuştur. Çörekci ve Boyacı kapıları arasında, Fatih meydanına bakan bir yerde yapılan Muvakkıthane’nin sık sık ahşap bina olarak yenilendiği bilinmektedir.III.Selim zamanında (1789-1807) tamir ettirilen bu bine 1918 yılındaki Fatih yangınında tamamen ortadan kalkmıştır. Fatih külliyesinin güney tarafında birçok dükkündan meydana gelen büyük bir çarşı bulunuyordu. Saraçhane olarak adlandırılan bu çarşı XX.yüzyıl başlarında oldukça eskimesine rağmen, hala ayaktaydı. Fakat 1918’deki Fatih yangınında bu çarşı da yanarak ortadan kalkmıştır. Günümüzde Dülgerzade camiine komşu bir iki dükkan hücresinin bu çarşının son kalıntıları olduğu sanılmaktadır. Külliyenin güney tarafında bir de hamam yapılmıştı. Arazi çevreye nazaran daha çukurda olduğundan buraya çukur hamam denmiştir. 1766 depreminde zarar gören hamam, daha sonra tamir edilemediğinden başka maksatla kullanılmış ve zamanla harap olmuştur.


FATİH CAMİİ





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder