Sayfalar

2 Ekim 2011 Pazar

Fethiye Camii (Pammakaristos Manastırı), Fatih, İstanbul

 Fethiye Camii (Pammakaristos Manastırı), Fatih, İstanbul
Çarşamba semtindeki bu yapı grubu yanyana biri küçük iki kiliseden meydana gelmiştir. XIII.Yüzyıl sonunda Bizans sarayının ileri gelenlerinden Mihail Glabes Tarkaniotes tarafından daha evvel burada mevcut olan ve İoannes Komnenos'un karısı Anna Dukaina'nın yaptırıp sonra yıkılan kilise üzerine yaptırılmıştır. 
Binanın cephesini süsleyen bir frizin üzerindeki manzum kitabede Tarkaniotes'in adı açıkça yazılıdır.

Mihail Tarkaniotes bu manastır ve kiliseyi 1293'den önce tamamlamış olmalıdır, zira bu manastıra rahip olarak atanan rahip Kosmos 1294'de XII. Ioannes adı ile Patrik olmuştur. 
1310-15 yıllarında Tarnaniotes'in ölümünden sonra eşi Maria Dukaena kilisenin güney kısmına mezar kilisesi olarak kullanılmak üzere bir paraklesion yaptırır.

İstanbul'un fethinden sonra Patrik II. Gennadios tarafından Patriklik makamı olarak seçilir ve Havariyun kilisesinden buraya taşınılır. 
Patrikhane olarak kullanıldığı dönemde kompleks büyük ölçüde genişletilir, yemekhane, fırın, mutfak ve hücreler ilave edilip çevre duvarları yenilenir. 
Bu dönemde Azize Euphemia, Salome, İoannes Khrysostomos'un rölikleri ile İmparator I. Aleksios Komnenos'un kemikleri Pantokrator kilisesinden buraya getirilir. 
Patrikhane buradan Ayi Dimitri kilisesine oradan'da 1612'de şimdiki yeri olan Aya Yorgi'ye taşınmıştır.

XVI. Yüzyılın sonunda boşaltılan manastır III. Murad (1574-1595) tarafından camiye çevrilir ve "Fethiye Camii" adını alır. 
Saray Mimarı Dalgıç Ahmed Apsis'in şeklini mihrabın yönüne uygulayabilmek için değiştirir ve ileriye doğru köşeli bir çıkıntı yaparak mihrabı buraya yerleştirerek üzerini küçük bir kubbe ile örter. 
Bu değişim sırasında apsisdeki freskler yok olur. 
Esas girişi yanına da bir minare yapılır.1641'deki yangında zarar görürse de hemen tamir ettirilir.
1845-46'da Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından tekrar tamir ettirilir. 
1938'den sonra Vakıflar Başmüdürlüğü tarafından önemli bir tadilat ve tamir çalışmaları Y.Mimar Süreyya Yücel'in yönetiminde yapılır. 
Bu restorasyonda kilisenin mozaik ve freskler üstlerindeki sıva tabakaları temizlenerek ortaya çıkarılır.
Kubbeden içeriye rutubet girdiğinden bütün kubbe kurşunları yenilenir. 
Bu çalışmalar süresince de bina ibadete kapatılır. 1960'da Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından tekrar bir onarım görür mozaik ve fresk restorasyonu yapılarak, Osmanlı döneminde yapılan kemer sökülür yerine orijinalinde olduğu gibi sütunlar yerleştirilir. 
Bu bölüm bu restorasyon çalışmasından sonra Ayasofya Müzesine bağlanır,esas bina da cami olarak tekrar ibadete açılır.

Pammakaristos manastırı kilisesi Kapalı Yunan Haçı planında bir yapı olup üç nefli üzeri çapraz tonozlu bir naosdan orta mekana geçilir. 
Naosdaki sütunların yerini Osmanlı devrinde camiye çevrilirken kaldırılıp binayı sağlamlaştırmak için altı köşeli payeler almıştır. 
Orta mekandaki dört büyük sütunun üzerini etrafına 12 pencere açılmış olan yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. 
Orta mekanı örten 5 m. çapındaki kubbe dört kemerin üzerine oturan dört pantantifle taşınmaktadır.
Kubbe kasnağı dıştan, ince yarım sütun demetlerine binen kademeli kemerler ve dalgalı testere dişli tuğla kornişlerle süslenmiştir. 
1949'da yapılan çalışmalarda naosun altında 28 sütunlu bir sarnıç çıkartılmıştır.

Mikhael Glabas'ın karısı Maria tarafından yaptırılan büyük kilisenin güney tarafına yapıştırılmış olan ikinci şapelin planı kapalı Yunan haçı şeklindedir. 
Narteksin üzeri 2.30 metre çapında bir kubbe ile örtülüdür. 
Yarım yuvarlak apsis’in iki yanında iki küçük hücre vardır. 
Orta mekanın üzeri yine etrafına sekiz pencere açılmış yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür.
Kubbenin içinde ortada pantokrator İsa yan taraflarda ise Tevrat Peygamberlerinin resmedildiği mozaikler süsler. 
Cami olduğu devirde bu mozaikler tahrip edilmemiş ve üzerleri kapatılmıştır. 
Apsis yarım kubbesinin içinde ise ortada İsa bir tarafında Meryem diğer tarafında da Vaftizci Yahya'nın resmedildiği mozaik vardır. 
Kemer ve tonozlarda ise çeşitli azizler resmedilmiştir.

Binanın cephesi son devir Bizans mimarisinde çok sevilen bir sistem olan dekoratif tuğla örgüdür. Cephe pencere ve sağır kemerlerle hareketlendirilmiştir.

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder