Caminin harim kısmında (ibadet mekanında) câlib-i dikkat en en mühim hususiyet, fazla pencere açılmamasına rağmen ışıklı, aydınlık ve ferah bir mekan tesiri vermesidir.
Evliya Çelebi de pek çok beğendiği bu camiyi, nûra benzetir:
''Nur gibidir, câ-be-câ yerlerine Nûr Sûresi'nin "Allahü Nûrü'SSemâvâti ve'l Arz. Meselü Nûrihî" ayeti yazılmıştır.O kadar güzeldir ki güzelliklerini anlatmaya dil yetersiz kalır." diye kaydeder.
Evliya Çelebi, Ulu Camii'yi "İbrahim Halife'nin Cami-i Nur'u" olarak isimlendirir.
Binayı pek sever; "Hüdâ hakkı için, nûr desen nurdur, belki nûrun alâ nûrdur" diye anlatır.
Ve tabii en güzel o anlatır:
"Tarsus'taki camilerin en gönül açıcı olanı İbrahim Halife'nin camisidir.
İçi 16 somaki sütuna oturan kavisli taklar ve üzerine kubbelerle meydana gelir.
Avlusunun etrafında mermer sütunlar üzerinde kubbeler vardır."
Tarifine göre mihrabındaki ve minberindeki mermer oymalar o kadar harikuladedir ki İslam diyarının hiçbir yerinde değil, yeryüzünde benzeri yoktur.
Müezzin mahfeli küçük sütunlar üzerinde öyle bir kafesli mermerdir ki tasviri mümkün değildir.
Yerlerine en kıymetli halılar serilmiştir.
Kubbelerinde pek çok renkli avizeler asılmıştır.
Avludan camiye giriş için eşdeğerde kemerli beş açıklık bırakılmıştır.
İç mekan 47 m x 13 m plan ölçülerinde, Ulu Cami plan şemasındadır.
Mihraba paralel uzanan iki sıra kemerle taşınan düz tavanlıdır.
Evliya Çelebi kubbeli olduğunu; Mağmûmî ise kubbesi yıkıldığı için çatı ile örtüldüğünü kaydeder.
Fakat taşıyıcıların durumu, örtü sisteminin kubbeli olduğu konusuna ihtiyatlı yaklaşmayı gerektirir.
Taşıyıcılar, bir ayak bir sütun olarak dönüşümlü şekilde yapılmıştır.
Sütun başlıklarının çoğu devşirmedir.
Doğudaki iki tanesi ise 16. yüzyılda yaygın olarak kullanılan mukarnas işlemeyle donatılmış olup, bu cami için üretildiği anlaşılır.
- Tarihçesi
- Mimarî Hususiyetleri
- Cami Yanındaki Türbe ve Makamlar
- Minberi
- Avlusu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder