14 Şubat 2015 Cumartesi

Hamdi Camii, Kalecik, Ankara



 Hamdi Camii, Kalecik, Ankara
Hamdi Camii, Ankara'nın Kalecik ilçesinde Yenice Mahallesi Şehit Ali Yüzyıl Sokak’ta yer almaktadır.
Eserin kesin inşa tarihi ve banisi bilinmemektedir.
Bina, mimari özellikleri ve mihrap süslemeleri ile yakınındaki Saray Cami ile benzerlik içerisindedir.
Bu bakımdan 15. yüzyıla tarihlendirilmesi mümkündür.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1990 yılında onarılmıştır.
Yapı kare planlı bir harim kısmı ve batı cephenin kuzey ucundaki minareden oluşur.
Dıştan alaturka kiremitlerle kaplanmış, içten ise düz bir ahşap tavan ile örtülmüştür.
Dış cepheleri bütünüyle sıvanarak sarıya boyanmıştır.
Bu nedenle inşa malzemesi günümüzde anlaşılamamakla birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde yer alan eski yıllara ait bir fotoğrafta sıva tabakasının altında
kaba yönü taslardan ibaret duvar örgüsü görülmektedir.
Eserin cephelerine iki sıra halinde
yerleştirilmiş dörder pencere ile hareket kazandırılmıştır.
Pencerelerden alt sıradakiler.
Dikdörtgen formludur ve demir şebekeli parmaklıklara sahiptir.
Üst sıradakiler ise daha küçük boyutlu sivri kemerli açıklıklardır.
Caminin kuzeybatı kösedeki minaresi beden duvarına bitişik olarak yükselmektedir.
Günümüze yakın yıllarda yapılan onarımlar neticesinde çimento harcıyla kötü bir biçimde sıvanmıştır.
Özgün malzemesi belli olmamakla birlikte geçmiş yıllara ait fotoğraflardan minarenin tuğla malzeme ile inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Minare, kare formlu ve dışa çıkıntılı bir kaide üzerinde yükselmekte, kaideden gövdeye yüzeysel üçgenlerden ibaret kuşak ve bir bilezikle geçilmektedir.
Silindirik formlu gövde tek şerefelidir.
Şerefe altında iki sıra halinde testere dişi biçimi basit süslemeler yer almaktadır.
Bu süslemelerin biçimsel özellikleri minarenin sıvanması sırasında epeyce bozulmuştur.
Petek kurşun kaplı konik bir külahla örtülmüştür.
Kapı açıklığı, kuzey cephe ortasında yedi basamaklı bir merdivenle çıkılan basık kemerli ve dikdörtgen biçimi bir açıklıktır.
Önünde sonradan yapılmış üstü kapalı bir giriş mekânı dikkati çekmektedir.
Harim bol sayıda pencere ile aydınlatıldığından son derece ferah bir görünüme sahip olmakla birlikte asli karakterini önemli ölçüde kaybetmiştir.
İç mekânda özgün halini nispeten koruyabilmiş tek mimari eleman güney cephe ortasındaki mihraptır.
Alçı malzeme ile kalıplama tekniği kullanılarak yapılmış mihrap nişi dış cepheden yarım daire biçimi bir çıkıntı yapmıştır.
340 cm. yüksekliğinde ve 140 cm.genişliğinde mihrap nişini genişlikleri birbirinden farklı dört bordür dolaşmaktadır.
En dıştaki birinci bordür 5 cm. genişliğindedir ve tek sıra halinde mukarnaslardan ibarettir.
İkinci bordür 25 cm. genişliğindedir ve “Kelime-i Tevhid” bordür boyunca tekrar edilmiştir.
Bordür, iç kenardan kaval bir silme ile sınırlanmıştır. 9 cm. genişliğindeki üçüncü bordürde S biçimli
kıvrım dallar birbirine dolaşarak basit bir sarmaşık meydana getirmiş ve bordür bir silme ile dış kenardan sınırlanmıştır.
Mihrabın kavsarası yedi sıra halinde mukarnaslarla dolgulanmıştır.
Mukarnaslardan en alt sıradakiler sagır sivri kemerli nislerden meydana gelmektedir.
Üstteki ilk altı sıra mukarnas dizisi ise badem ve kanatlardan ibarettir.
Kavsara ile üçüncü bordür arasında kalan tek parça köselikte bezeme unsuruna yer verilmemiş ve simetrik
birer kabara ile yetinilmiştir.
Mihrap nişinin alt kısmı 204 cm. yüksekliğe sahip ve beş kenarlı olarak düzenlenmiştir.
Mihrap kavsarası ile nişin alt kısmı arasında 15 cm. yükseklikte bir geçiş kuşağı vardır.
Bu kuşakta yan yana sıralanmış birbirinin tekrarı beş tane rozet vardır.
Bu rozetlerin içleri basit altı kollu yıldızlarla dolgulanmıstır.
Niş altında ise herhangi bir süsleme görülmemektedir.
Her bir kenar üstten basit bir kas kemerle sınırlanmıştır.
Niş altında iki yanda sütunceler yer alır.
22 cm. yüksekliğindeki başlık ve kaidelere sahip sütuncelerin gövdesi çokgen bir forma sahip olup 115 cm. yüksekliğindedir.
Harimin kuzey cephesinde doğu-batı doğrultusunda uzanan ahşap kadınlar mahfili ve güney cephedeki minber yeni olup herhangi bir tarihi kıymeti yoktur.
İç mekân duvar yüzeyleri günümüzde gelişigüzel bir biçimde boyanarak özgün halinden uzaklaşmıştır.