10 Mart 2010 Çarşamba

MEVLANA MÜZESİ, KARATAY, KONYA

Mevlânâ Müzesi, Karatay, Konya
Bugün müze olarak kullanilmakta olan Mevlâna Dergâhi’nin yeri, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafindan Mevlâna’nin babası Sultânü’l-Ulemâ Bâhaeddin Veled’e hediye edilmiştir.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir.
Bu defin gül bahçesine yapilan ilk defindir.
Sultânü’l-Ulemâ’nin ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna’ya müracat ederek babasinin mezarinin üzerine bir türbe yaptirmak istediklerini söylemislerse de Mevlâna “Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur” diyerek bu istegi reddetmistir.
Ancak kendisi 17 Aralik 1273 yilinda vefat edince Mevlâna’nin oglu Sultan Veled Mevlâna’nin mezari üzerine türbe yaptirmak isteyenlerin isteklerini kabul etmistir.
“Kubbe-i Hadra” (Yesil Kubbe) denilen türbe dört fil ayagi (kalin sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedreddin’e yaptırılmıştır.
Bu tarihten sonra insaî faaliyetler hiç bitmemis 19. yüzyilin sonuna kadar yapilan eklemelerle devam etmistir.
Mevlevî Dergâhi ve Türbe 1926 yilinda “Konya Âsâr-i Âtîka Müzesi” adi altinda müze olarak hizmete baslamistir.1954 yilinda ise müzenin teshir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmis ve müzenin adi “Mevlâna Müzesi” olarak degistirilmistir.
Müze alani bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulasmistir.
Müzenin avlusuna “Dervîsân Kapisi” ndan girilir.
Avlunun kuzey ve bati yönü boyunca dervis hücreleri yer almaktadir.
Güney yönü, matbah ve Hürrem Pasa Türbesi’nden sonra, Üçler Mezarligi’na açilan Hâmûsân (Susmuslar) Kapisi ile son bulur.
Avlunun dogusunda ise Sinan Pasa, Fatma Hatun ve Hasan Pasa türbeleri yaninda semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarinin da içerisinde bulundugu ana bina yer alir.
Avluya Yavuz Sultan Selim’in 1512 yilinda yaptirdigi üzeri kapali sadirvan ile “Seb-i Arûs” havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adi verilen çesme, ayri bir renk katmaktadir.


       Konya Mevlâna Asitanesi       

Konya Mevlâna Külliyesi, teşekkül, teşkilât ve misyon itibariyle Mevlevîliğin "Âsitânesi" 'dir.
Farsça'dan dilimize geçen "Âsitân" kelimesi, "Eşik; Padişahların, önder ve liderlerin dergahı; Nebilerin, velilerin kabirleri; Payitaht (Başkent)" gibi anlamlara gelir.
Âsitânelerin "Dergah", "Tekke", "Zaviye", gibi tarikat yapılarından farklı yönlerini şöylece sıralayabiliriz:

       * Âsitâneler, bir tarikatın ana, merkez binasıdır.

       * Âsitâneler, çeşitli yerlerde açılan şubeleriyle çalışır, onlara merkezlik eder.

       * Âsitâneler, taşıdığı idari vazife, sorumluluk gereği görevlisi bol ve tam teşekküllü idari binalardır.

       * Tarikate girmek isteyenler "Çile" yi âsitânede çıkarırlardı.

       * Tarikat liderinin kabrinin bulunduğu yapıdır.Bu sebeble Âsitâneye "Huzur", "Huzur-u Pir" , "Pir Evi" de denilmiştir.

       İşte Konya Mevlâna Ma'muresi, bütün bu özelliklere sahip bulunan "Mevlevî Âsitânesi" dir.

       "Dergâh" ise Farsça "Kapı, kapı mahalli, eşik, tekke, toplanılacak yer," gibi anlam gelir.
Daha geniş manalara ve mahiyete sahiptir.

       "Tekke" kelimesinin doğru şekli "Tekye" dir. Farsçadır.
"Dayanak, Dayanılacak yer" demektir.
Sûfilerin toplantı ve kalacak yerlerine verilen genel isimdir.

       "Zaviye", "Sığınılacak yer, bucak, köşe" anlamındadır. Tekke'den daha küçük, mütevazı eserlerdir.




  1. Mevlana Celaleddin-i Rumi 
  2. Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi  
  3. Şems-i Tebrîzî Kimdir?

Selimiye (Sultan Selim) Camii ile alakalı teferruatlı Malumat için tıklayınız...

İstifade edilen kaynaklar:

1-http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D02535/2007_V_10/2007_V_10_BAKIRCIN.pdf
2-http://muze.semazen.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder