23 Mart 2021 Salı

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (Kurşunlu) Camii, Nevşehir

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (Kurşunlu) Camii, Nevşehir il Merkezinde yer almaktadır.
Cami, Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturmaktadır.
Lale Devri’nin meşhur sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1726-1727 yıllarında yaptırmıştır. 
Caminn mimarı Mehmet Ağa’dır.
Cami 88.00x44.00 m. ölçüsünde dikdörtgen bir avlu içerisindedir.  
Bu avludan camiye üç kapı ile girilmekte olup, ana giriş avlu kapısı kuzeybatıdadır.  
Bu kapı üzerinde Şair Nedim’in yazdığı mermer bir kitabe bulunmaktadır.  
Güney duvarındaki giriş kapısı yol seviyesinden ötürü yüksekte olduğundan avluya merdivenle inilmektedir.  
Diğer kapı doğu yönündedir.  
Cami avlusunda kâgir kubbeli 2.00 m. genişliğinde sekizgen, ahşap saçaklıklı bir şadırvan bulunmaktadır.  
Şadırvan sekiz sütunun taşıdığı üst örtünün altında sekizgen planlıdır.  
Bu sütunlar siyah beyaz taştan yapılmış olup, sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır.  
Şadırvanın mermer su haznesi de onikigen planlıdır.

Külliyenin camisi kare planlı olup 16.80x16.80 m. ölçüsündedir. 
İbadet mekânı ile mihrap önü arazi konumundan ötürü istinad duvarları ile sınırlandırılmış bir platform üzerindedir.  
Caminin giriş kapısı üzerinde dokuz satırlık kitabesi bulunmaktadır.


Kitabe:
Cenâb-ı hazret-i Sultan Ahmet Han Gazi kim
Binâ-yı şevketin mimâr-ı sun’i lemyezel yapdı
İmam-ı müslimin kim cami’-i ahlâk-ı nüsnâdır

Vücûdun feyz-i Mevlâ muktedayı her düvel yapdı
Ne geldi ne gelür evreng-i mülke misli zirâ kim
Anın yaptığı Hayri ne evâhir ne evvel-yapdı

O şâhinşâh-ı dehrin sihr-i hâsı sâdr-ı mümtâzı
Ki Mevlâ hâk-i dergâhından iksi-i emel yapdı
Cenâb-ı âsaf İbrahim Paş kim Hâlil âsa

Yıkılmış diller, çok Kâbeyi müzd-i ‘anel yapdı
Mizâc-ı devleti şûr-ı ‘adu ifsâd itmişken
İdüb ıslâh-ı zatü’l-beyn bîceng û cedel yapdı

İdüp ‘atf-ı ‘inân vadî-i hayre tûsen-i tab’ı
Ne hâk üzre kadem basdıysa bir râ’nâ mahal yapdı
Hususan matla’-ı hurşid-i zatı olduğu belde

Ki ihyâ idüp anı Nevşehir kıldı güzel yapdı
Becâ-yı senk-i zire sîm û zer dökdü esasında
Bu dilcû cami’-i nittiyse itdi mahasal yapdı

Hele billâhi ol sadr-ı mu’allâ kadr-i cûd âyin
İlâ yevmi’l-kıyâme fahre lâyık bir mahal yapdı
Zebân hame-i Vehbî bilüb tavsifde ‘aczin

Ne söz yapdı ise musaddâk mâ-kall ûdel yapdı
Hemşire hânmân-ı devletin ma’mur ide Mevlâ
Ki böyle bir ibâdetgâh-ı Rabb-ı lemyezel yapdı

Duâ itmek gerekdir beş vakitte okunup târih
Bu beytullâhı İbrahim Paşa bî-bedel yapdı
Harrahu el-‘abbu’l-müznib el-fâkir Veliyûddin gafire lehu. 


Kitabenin mealen manası:

”Şeriat yoluna bağlı Sultan Ahmet Han Gazi ki
İşi her zaman temiz doğru yolun prensiplerini yaymaktır
Dünyanın sahibi şerefli Hakan ki ululukla
Varlığı yer yüzünde yüce Allah’ın gölgesidir

Zafer sahibi şah, her zaman başarı kazanan hükümdar ve yedi iklimin sahibi ki;
Ayaklarının tozuna dünya şahları yüzlerini aşındırırlar
Yüzüğünden güneş ve aydınlık misâli saltanat
Üzengisinden sanki değer, aydınlık ve heybet görülmektedir

Büyük vezir ve o şanlı hakanın damadı
Ki himmet, cömertlik ve el açıklığında hayret verendir
Yorgunluktan devlet ve ikbâl ile o yüce makama geleli
Gece gündüz halkın durumunu düzenlemek için özen gösterdi

Arzusu dünyada gönlü kırılanları memnun ve
Her zaman isteği hayrat ile dünyayı ihya etmektir
Yanında herkesin gizli sırları bellidir
Aydınlık vicdanı sanki bir parlak aynadır

İstanbul’un içinde ve çevresinde eserleri sayısızdır
Özellikle ki dünya süsleyen bu yüce kütüphanedir
İçi türlü türlü rengârenk, gönlü çeken nüshalarla doludur
Dışı da süs ve bezeklerle eşsiz ve benzersizdir

İçinde dengi olmayan nice cilt kitap var
Onların her biri İbn-i Sinâ’yı bile hayret ettirir
Hele bilim ve fazileti canlandırmak için böyle eser yapmada
Yüce makamın himmetini Allah Başarılı kılsın

Bununla Hak bu ki hayır eserlerini tamamladı
Ki bilimin yayılmasına sebep, yüce hayır ve güzel şandır
Allah her zaman yaptıranını hayır yapmağa muvaffak etsin
Onun iyiliğinden daha nice eser yeniden yeniye ortaya çıksın

Tarihin Nedim noktalı harflerle yazdı
Bu yüce kütüphane İbrahim Paşa’nın bıraktığı eserdir.
1140 (1727).” 
 
Caminin inşasında yöresel kalker taşlarından istifade edilmiştir.
İbadet mekânını örten kubbe duvarlara bitişik altı adet geniş yivli payeler üzerine oturtulmuştur. 
Merkezi kubbe güney duvarında içteki payeler, dıştan da mihrap önü nişi duvarları ile desteklenmiştir. 
Kuzey duvarında duvar kalınlığının bir bölümü genişletilerek içerisine üst mahfillere çıkan merdivenler yerleştirilmiştir. 
İbadet mekânının üzerini örten kubbeye geçiş tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır.

Caminin önünde altı sütunun taşıdığı, üzeri kubbeli altı bölümlü bir son cemaat mahalli bulunmaktadır. 
Son cemaat mahalli kubbeleri sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmış mermer mukarnas başlıklı sütunlar üzerine oturtulmuştur.


İbadet mekânı ana duvarlardaki iki sıra, kubbe eteğinde de birer sıra pencere ile aydınlatılmıştır. 
İbadet mekânının doğu ve batı cephelerinde dörder, kuzey ve güney cephelerinde ikişer ve mihrap önünde de iki pencere bulunmaktadır. 
Bu pencereler düz lentolu olup, üzerleri silmeli taş sövelere sahiptir. 
Dış cephede ise bu pencerelerin üzerinde kemer örgüsü duvar yüzeyinden daha içerlek, içi dolu sivri kemerlerle hareketlendirilmiştir. 

Mihrabın bulunduğu bölüm kare planlı olarak dışarıya taşırılmış ve üzeri bir tonozla örtülmüştür. 
Mihrap nişi dikdörtgen şekilde dışarıya taşırılmışsa da mihrap içeride yuvarlak şekildedir. 
Mihrap profillerden oluşan dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış, üzeri altı sıra mukarnas dizisi ile örtülmüş yedi kemerli bir nişten meydana gelmiştir. 
Mihrap nişini çevreleyen profiller yanlarda birer sütunçe ile yumuşatılmıştır. 
Minberde Lale Devri bezemesi uygulanmıştır. 
Minber korkulukları, minberin üçgen kısmı kare ve dikdörtgenlerden oluşan çerçeveler içerisine alınmış, her birinin çevresine natüralist üslupta çiçekler yerleştirilmiştir. 
Buradaki kedigözleri içerisine mermer yüzeylere vazo içerisinden çıkan çiçek motifleri yerleştirilmiştir.

Camide ahşap işçiliğinin örnekleri ile de karşılaşılmaktadır. 

Cami giriş kapısı kündekâri tekniğindedir. 
Pencere kapakları da yine kündekâri tekniğinde yapılmıştır. 
Bunların yanı sıra cami pencerelerinde vitraylara, alçı bezemelere de geniş yer verilmiştir. 
Bununla beraber camide çiniye çok az yer verilmiştir. 
Yalnızca mihrap önünde 30x30 cm. ölçüsünde üç çini karo görülmektedir. 
Bu çinilerde Lale Devri özelliklerini akseden laleler bulunmaktadır. 
Bunların arasında beyaz renkte bir yazı frizi yerleştirilmiştir. 
Bunun dışında bir çini karo da mihrap önü mekânının batı duvarında, minber yakınında bulunmaktadır. 
Burada da Lale Devri özelliklerini yansıtan lalelerden oluşmuş natüralist bir kompozisyon görülmektedir.

Caminin kalem işleri ibadet mekânı ve son cemaat mahallinde görülmektedir. 

Kubbe içerisine sekizgen bir göbek ve buradan kubbe eteğine kadar uzanan madalyonlardan oluşan ışınlı bir kompozisyon meydana getirilmiştir. 
Sekizgen göbeğin ortasında, çevresinde beyaz kırmızı ve mavi renklerin yardımıyla Rumilerden oluşmuş bir kitabe dikkati çekmektedir. 
Ayrıca buradaki kalem işlerinde beyaz, kırmızı ve mavi renklerde boyanmış çiçekler, Rumiler ve kıvrık dallar görülmektedir. 
Aynı bezeme mihrap önünde de tekrarlanmıştır. 
Kalem işleri cami içerisindeki her pencere sırasında da farklı düzenlerde yapılmıştır. 
Bu kalem işleri Lale Devri özelliklerini yansıtan lale motifleri ile natüralist üsluptaki çiçeklerden oluşmaktadır.

Caminin iç ve dış kalem işlerinden sonra en yoğun şekilde uygulanan bezeme taş bezemedir. 

İç mekânda mihrap, minber ve galeride mermer üzerinde, dış mekânda, son cemaat yerinde yine mermer üzerine uygulanmış bezemeler görülmektedir. 
Caminin avlusuna biri medrese giriş kapısının karşısından, biri de güney duvarının batı köşesindeki iki kapıdan girilmektedir. 
Avlu giriş kapıları dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış sivri kemer içinde basık kemerli bir açıklığa sahiptir. 
Bu kapılardan ana giriş kapısı profillerle çevrelenmiş ve üzerine de bir kitabe yerleştirilmiştir.

Caminin ön avlusunda, giriş kapısı ile mihrap ekseni üzerinde şadırvan bulunmaktadır. 

Şadırvan on iki gen planlı mermer su haznesi ve üzerini örten konik bir külahtan meydana gelmiştir. 
Çeşmenin külahını sekiz adet baklava başlıklı sütun taşımaktadır. 
Cami avlusunun kuzeydoğu köşesine su deposu, tuvaletler; arka avlunun güneydoğu köşesine de üç basamakla çıkılan bir meşruta eklenmiştir.
Caminin kuzey cephesinde minaresi bulunmaktadır.

Bu minareye son cemaat yerinden basık kemerli bir kapı ile çıkılmaktadır.
Minare kaidesi caminin beden duvarının üst kotuna kadar yükselmektedir.
Minare dışarıya taşkın bir kaide üzerinde olup, on altıgen gövdeli, tek şerefeli olarak yapılmıştır. 
Minarenin tek şerefesi barok üslupta yapılmıştır.
Bu minare XIX.yüzyılda tamir edilmiş ve ampir üslubundaki şerefe altı bezemeleri de yenilendiğini göstermektedir. 

NEVŞEHİR'DEKİ CAMİLER



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder